[Flash 9 is required to listen to audio.]
Ezginin Günlüðü – Babamý Anarken (5 oynatma)

sevgili sevgili ha.

bu bana baya bi koyar. 

gidiyorum.

Bir tokatla irkiliyorum. Gözlerimi açtığım mahşer provası. Karşımda belli belirsiz bir yüz. ”Bütün bunların suçlusu sensin.”

Ve bir tokat daha. Bu sefer başka bir elden ve daha utanç verici diğerinden. ”Seni aklayacak tek bir söz yok. Sen hep suçlu olacaksın, böylece fazlasıyla alçak.” 

Meydandaki yoğun uğultu yavaş yavaş azaltıyordu. Ve kulağımda binlercesi yankılanıyordu söyledikleri hecelenerek.

Karşımda iki yüz, gözlerimde sade bir yüz. Dibe çekilirken oracıkta haklı kaksız tek bir yüz.

İlk tokat, ki izi suratımda. Ayaklarımı çevreleyen ateşten daha çok sızlatan o tokat. Ölmesem canıma kadar işlerdi diyeceğim tokat.

Küçülmesem ateşten ve konuşabilsem kulağımdan silindiğinde sözleri. Kendimi duyabilsem ve söyleyebilsem. Orda olsam ve söyleyebilsem. Herkes alçaktır biraz.

bir şey söyleyeyim mi, yazacak bir şeylerim olsaydı mutlaka yazardım. ama korkmuyor da değilim. hissetmiyorum bütün mesela bu. orda ölüyor olsa da hissetmiyorum. ağlıyor olsa ve o an göz göze gelsek yine hissetmeyeceğim. çekilmiş ruhu yanımdan öylece geçerken belki selam vermemek için kafasında bir ton şey varmış gibi yapacaksa da hissetmeyeceğim. anlatım bozukluğuna rağmen hem de.

hissedemiyorum.

küçülüyorum.

"usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan
yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım
uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut
burada içimize yağacaktır, inandım, mavi
bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!
gövdene de böyle inandım, duruydu, şiirin
nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:
öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka
hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlatıyorsa
ona inanıyorum, beni hatırılamasa da, biliyorum
bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini…"

Haydar Ergülen

kemiklerim arasından sızan acıdan biliyorum seni. öyle durup dururken özlüyorum. sadece özlüyorum. özlemle uyuyuşum, özlemle uyanışım. mahmurlukla. aslında bunun için bile mutlu olunabilecek bi gün.

"Bak milena, ‘en çok seni seviyorum’ diyorum, ama gerçek sevgi bu değil belki, ‘sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla’ dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki."

Franz Kafka (via mutlu-sonyoktur)

limiti her konuya bulaştıran zihniyete de karşıyım. bir süredir.

o gün hiç gelmese mi acaba

hayko cepkin —-aşkın içimde yara (55mcoy tarafından)

birileri bunu çok sevsin.

haksızlara kıyamıyorum

Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz bir gömlek giyiyorum  
Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yağma  
Ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü  
Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir kitapları  
Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları  
Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda  
Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona  
Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya  
İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden  su  
Ne yapsam…ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu